#çekmecetemizliği yaparken, üstünden 6 sene geçmiş olmasına rağmen hala, öğretmenliği niye bıraktığımı soran insanlara verilecek cevabı buldum: ben o kadar boğaz patlatayım, eşoğlusu şuncacık sınavdan 35 alsın!
Tüm öğretmen arkadaşlarıma bol sabır ve azim dilerim hakikaten; #respect
Gazete okumayı bırakmadan önce ben: Yeniden okunacak, düzenlenecek ve ikea kutularına istiflenecek gazete haberi arşivim.
Track: Turkish Psych Special Mix @ Villa Bota 29.04.13
Bugün benim doğum günüm, bu mix parça da herkeslere hediyem:
Ondan bundan korkmadığım bir 30 yıl geçirdim; hep kendi bildiğim doğru yoldan yürümeye çalıştım. Bazı bazı içerlerim yandı bu eğri doğru meselesinden. Ne de olsa hayat bazen göbek attırıyor, bazen de uzaklara baktırıyor; hep seçtiriyor, hep seçtiriyor. Olsun. Nereden gelir bilinmez ama; güzel dostlar gelir, insanı ferahlatmaya…
Ben bundan sonra da, bahçemdeki gülleri yazmayacağım, ne olursa olsun delikanlılıkta… Can çıkar huy çıkmaz ya, beyaz ışığı görünce de “hadi gülüm yandan yandan” diyeceğim.
O vakte kadar da, yanımda olmasını umduğum pek çok insan var, pek çok dostlar gelecek, pek çok dostlar duracak. Bugün bana ulaşan, “iyi ki doğdun” diyen herkese teşekkür ederim; hepinizin gözlerinden, üşenmem, öperim. İyi ki siz varsınız.
Daha geçecek çok köprüler, akacak çok sular var. Belki de alternatif yollar: Çekilecek kürekler aheste aheste… Ne demiş Miletliler, lante festinare!
Bir boş verelim, verebilelim.
Yaşamı sevelim; renkleri sevelim.
Derim.

Track: Grup Ses Beats - Dağlar (2011 live edit)
Oyyy!…
- Live studio recording from 2011
Beni hayata bağlayan şey, günlük yapılacaklar listemin çoğunu, gün bitiminde hala yerine getirmemiş olmam gibi görünüyor.
Bi’ change.org kampanyası da, hala üzerine gelince ses efekti veren flash site menülerinin, digital kültürümüzü ilerletmek ve kalitesini artırmak amacıyla yasaklanması adına mı açsak?!
6 Mayıs 1972: Kuş olup uçmuş ruhlara, selam olsun.
“…
Göverir yeşil bahar yağmurlarında
Denizgülü, Yusufgülü, Hüseyingülü.
Ölümdür kimileyin kavganın tek ödülü
…”
İki dakikada her şeyi halledebildiğim için, hiç bir işi, son iki dakikaya bırakmadan edemiyorum.
“Zeytiiiiiiiiiin”cinin, “Metiiiiiiiiiin” diye kendisini çağırdığını sanmasıyla başladı herşey; bir küçük yan mahalle hikayesi olarak. Kucaklara sığmayan ödüller kazanmış bu amatör dökümantasyonu, izlemeyeniniz, duymayanınız varsa, buyursun lütfen:
Ben Geldim Gidiyorum / I’ve Come and I am Gone by Metin Akdemir
(Source: vimeo.com)
Çekmece temizliği: Öğrenciyken, bi’ arkadaşımın yiğeni için yaptığım sünnet davetiyesini buldum; çocuğun trajedisini de niye katmerlemişsem :/
Bu inanılmaz derecede sarkastik tasarım için, sünnet olmuş tüm erkeklerden özür dilerim.
Ey cemaat! Tarihin tekerrürden ibaret olmasının sebebi, biz insanların sıklıkla, bilginin birikimle ilerlediği hakikatini yadsıyor olmamızdandır.
Hayır ben söyleyeyim de, sonra, “aman efendim duymadım, etmedim” demeyin!
İyi bi’ tasarımcının klavyesinde, tüm tuşlar aynı hızla kirlenir ama; birinciliği “ctrl” ve “s”e verirler.
Şu yaşadığım toprağın insanları, komşum, bindiğim otobüsün şoförü, Ayşe Teyzem, Mehmet Amcam çok değerlidir benim. Değerlerine sahip çıkarlar, örflerini adetlerini unutmazlar, yozlaşmaya müsade etmezler. Kusurları da bundandır: Öpüşen, sarılan, seven gençlerde ararlar kabahati, ılık ılık eritilen beyinlerine bakmazlar, usul usul yanlışa çevrilen doğrularını anlamazlar.
Benim Ayşe Teyzem, Mehmet Amcam kadir kıymet bilir. Kendisinin öpüşmediği sokaklarda öpüşene, yozlaşmamak için kızar; sanatçısını, yazarını, Atatürk’ünü hibe eder üç kuruşluk kömüre, makarnaya, alık alık yozlaşır.
Benim Ayşe Teyzem, Mehmet Amcam uykuyu sever, televizyon karşısında ulusa sesleniş izler, mışıl mışıl uyur.
Benim Ayşe Teyzem, Mehmet Amcam… “Kavun, karpuz, yata yata büyür”.